Bıldır yani geçen sene bu zamannar horanta “Şaştım işi” bi mevzuyu deştiyidi ; “Eylül ”
“Şaştım işi” dememiz şundan; bizim oralarda kunde üç öğün sufra gura gura pusulaları şaşıp ne bişirecağni şaşan gadınnar bazen neye benzediği bek belli olmayan bi yemek bişiriller bu yemağde “şaştım işi” deller.
Horantada yazacah bi mevzu bulamayıncı “Eylül’ü” yazah dediydi bıldır. Bizde “Bunu mu yazacığınız?” gibisinden bu “Şaştım işi mevzuya” ecik sohrandıyıdıh.
Sen misin sohranan? tümden ipin ucunu bırahdılar yazma çizme işinin . Ha bi ağzınızı açında bi laf edin. Bi şey deyin . Şöyle deyin böyle deyin. Yooh ne gezer. Tek çift laf yoh. Aylar fıllandı yıl oldu yeni bi “Eylül” geldi horantadan hala çıt yoh, ağızlarını bıçah açmıyo.
Mağrim, horanta yazı çizi işinden tümden sıyrılmah için böyle fırsat golluyomuş. Fırsattan istifade “Zati yazmıyoduh şimdi heç yazmah” şikarlanmasına çevirdiler işi.
Vaayh vaayh. Ne diyek cannarı sağossun. Norek yazıyolarısa bu senede yassınlar “Eylül’ü”, seneyede…
Bizim oralardan birine sormuşlar ; “Zabah ne yedin? cevap ; duğ ince BULGUR çorbası.” , “Öylen ne yedin?” cevap ; guru soğan BULGUR pilavı ”, “ Ahşam ne yedin?” cevap ; duru ayran BULGUR pilavı ”…
Üç öğün bulgura talim edebilen bir muhitin evlatlarına ,“ Eylül” üç sene mevzu olmuş çoh mu?.
Adnan KORKMAZ
SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ



























































































































