Rahmetli Aydın Hoca’nın oğlu Abdullah Alpaydın’ın da kurucuları arasında olduğu Sorgun Düşünce Kulübü’nün adını 15-20 yıl önce duymuştum. Rahmetli Aydın Hoca’nın vefatının ardından Sorgun Düşünce Kulübü’nün internet sitesinde onun hatırasına bir dosya çalışması yapıldığı gördüm.
Bu çalışma beni çok sevindirdi zira Aydın Hoca gerek kişiliği, gerek hayatı boyunca yapmış olduğu çalışmalar, gerek siyasi, gerek sosyal faaliyetleriyle anlatılmaya ve bilinmeye değer. Onu bilenler daha iyi bilmeli, bilmeyen tanımayanlar ise mutlaka tanımalı diye düşünüyorum. Bu niyetle ben de bir hatıra yazısı kaleme almak istedim.
Her ne kadar oğulları, kardeşleri, en yakın dostlarından birisi olan Zühtü Acun beyefendi kadar hatıramız olmasa da acizane biz de hem akrabalık hukuku, hem aynı camiaya aidiyet ve hem de aynı fikir dünyası ve ideallere sahip olmamız vesilesiyle; gerek siyasi, gerek sosyal, gerekse manevi çalışmalardan dolayı bir arada bulunmak şerefine nail olmuştuk.
Onun nasıl bir insan olduğunu cenaze töreninde Mehmet Akif kardeşimiz çok güzel anlattı. Ardından da Zühtü Acun yazısında çok güzel anlattı. Kendi adıma bu sözlerin üzerine söz söyleme haddini bulmuyorum.
Rahmetli Aydın Hocamla ilgili bir çok hatıramız olmakla birlikte sözü çok da uzatmamak adına bunlardan birkaçını acizane paylaşmak isterim.
Sene 1987 genel seçimleri… Yine bir siyasi çalışma içerisinde köyleri, kasabaları, ilçeleri birlikte dolaşırken yolumuz Esenli kasabasına düştü. Mitinglerde genelde konuşmaları Zühtü Acun bey yapardı. Gerek görürlerse de ona ilave olarak ikinci bir konuşmayı Aydın Hoca yapardı.
Köylerden ziyade kasaba veya şehirlere gittiğimiz zaman oradaki kardeşlerimiz icabında bize bazen gerekli bilgileri verirlerdi. Bizden önce hangi siyasi parti geldi, kimler geldi, ne konuştular vs. gibi.
Esenli kasabasına gittiğimizde orada bulunan kardeşlerimizden birisi bize bazı açıklamalarda bulundu. Bizden hemen önce burada Anavatan Partisi’nin mitingi olduğunu, mitingde ANAP milletvekili adayının bir konuşma yaptığını, konuşmasında Erbakan Hoca hakkında nahoş söz ve iftiralarda bulunduğunu, Erbakan Hocanın gittiği yerlerde aynı vakit namazını tekrar tekrar kıldığını, hatta bu namazların çoğunu da abdestsiz olarak kıldığını şakayla karışık anlattığından bahsetti.
Sözü uzatmayayım bunun üzerine Aydın Hoca mitingde konuşma yapmak üzere mikrofonun başına geçti, güzel uzunca bir konuşma yaptı ama bize lazım olan kısmı şuydu:
“Biz gelmeden önce Anavatan Partisinin mitinginde konuşma yapan ANAP milletvekili adayı Erbakan Hocamız hakkında, abdestsiz namaz kılıyor diye bir iftirada bulunmuş. Ben kendisine yalnızca şunu sormak istiyorum. Erbakan Hocanın abdestsiz namaz kıldığını nereden biliyorsun? Bir insanın abdestli olup olmadığını bilmek için o kişinin ya önü olmak lazım ya da arkası! Değilsen bilemezsin! Söyle bakalım sen hangisisin? Neden böyle bir iftirada bulundun?”
Yine 90 öncesi, Allahu a’lem sene 85 ya da 86. Günlerden bir pazar günü rahmetli Aydın Hoca, Zühtü Bey, Mithat Bey (Mithat Erbek) ve onların aileleriyle birlikte pikniğe gitmeye karar verildi. O zaman şimdiki gibi herkeste araba yok, neredee! Bir tane Renault binek araba Mithat Bey’de var, o da en az 2-3 sefer yaparak aileleri piknik alanına getirip götürecek.
İlk turda biz erkekler gidelim istedik ki hanımlar gelene kadar piknik alanını seçip hazır hale getirmiş olalım. Arabaya şoför koltuğunda Mithat Bey, sığabilmek adına mecburen ön yolcu koltuğunda Zühtü Bey ve Aydın Hoca ikisi beraber, arka koltukta ise büyük olarak ben ve çocuklardan da yeğenim Musa Erbek, Aydın Hocanın büyük oğlu Abdullah, sırasıyla diğer çocukları Abdurrahman, Selman…
O zaman çocukların tamamı küçük olması hasebiyle arka tarafa bir şekilde sığdık daha doğrusu sığmak zorundaydık ve bu şekilde yola çıktık.
Piknik yapmak için kararlaştırdığımız yer o zamanki adıyla Mükremin, şimdiki adıyla Çatmasöğüt köyünün yanından geçen Sivas yolunun hemen kenarındaki kavaklık alan. Piknik alanının karşısı köye giden yolun girişi. Aradan Sivas yolu geçiyor. Öbür taraf ise piknik alanı.
Bahsi geçen piknik alanına 100-200 metre kala tepeden aşağıya doğru güzel bir salma var, özellikle kamyonların ve diğer arabaların buradan aşağıya hızlarını iyiden iyiye artırdıkları bir yer. Dolayısıyla da trafik polislerinin ceza yazmak adına sıklıkla tuzak kurdukları bir nokta.
Şansımızdan o gün de durmuşlardı oraya. Bizim piknik yapacağımız yere 50-100 metre kala bir yerde. Halk tabiriyle “çevirmeye” yakalanmıştık. Hız yok ama yolcu ihlali var :))
Neyse, polis elini kaldırıp bizi durdurdu. Camı açtırdı, cam tarafında rahmetli Aydın Hoca ve Zühtü Bey oturuyor, şoför koltuğundaki Mithat Beye eğilip bakarak “Nereye gidiyorsunuz?” diye sordu. Mithat Bey de çocukları pikniğe götürüyorum deyince Aydın Hoca oturduğu yerde aşağıya doğru kayarak iyice küçüldü. Trafik polisi bir Aydın Hocaya baktı, bir Zühtü Beye baktı (Aydın Hocada bir karış sakal), arkaya bize bakmaya gerek bile duymadı. Sonra da Aydın Hoca’ya bakarak, “Çocuğa bak çocuğa!” dedi” ve güldü.
Bunun üzerine rahmetli Aydın Hoca da kafayı ileri geri sallayarak sessiz sessiz güldü ve trafik polisi de bu manzara karşısında kendini tutamayarak güldü ve “Hadi yolunuz açık olsun.” diyerek ceza yazmadan bizi bıraktı.
Dediğim gibi hatıralar çok fakat uzatmamak adına bir tanesini daha paylaşarak sözlerimi tamamlamak isterim.
Anavatan Partisi’nde ilk dönem milletvekillerinden olan, o zamankiler bilir Engin Cansızoğlu isminde bir milletvekili vardı. O günlerde başörtüsü yasağı başta olmak üzere bir çok konuyu protesto etmek adına meclise kravatı beline bağlayarak girmesiyle meşhur olan bir milletvekiliydi.
Daha sonra Anavatan Partisi’nden istifa edip Refah Partisine katılmıştı Engin Bey. Dolayısıyla da özellikle Refah Partisi ve Milli Görüş camiasında çok sevilen biri, çok popüler bir insan haline gelmişti. Bu sebepten ötürü her sohbete, konferansa davet edilirdi
Sorgun Yek-Dav Vakfı olarak bir gün biz de Sorgun’a davet ettik onu. Sorgun Cumhuriyet Caddesinde rahmetli babamın Aydın Hocanın babası olan Abdullah amcayla ortak bir binası vardı. Bu binanın Abdullah amcaya düşen hissesinde üst katındaki dairelerde rahmetli Aydın Hoca oturur, babamın hissesine düşen bir alt kattaki dairelerde ise Refah Partisi ilçe Başkanlığı ve Yek-Dav Vakfı bulunurdu. Babamın Yek-dav Vakfından doğru dürüst bir kira almadığını biliyorum, sadece görüntüde adı kira idi.
Uzatmayayım akşam vakti Sorgun Yek-Dav Vakfında toplandık. Aydın Hoca ve Engin Cansızoğlu, Zühtü Bey, Mithat Bey tüm kadro oradaydı.
Engin Cansızoğlunu tanıttılar, ardından Engin Cansızoğlu kısa bir konuşma yaptı. Daha sonra Aydın Hoca konuştu, arkasından da soru cevap kısmına geçildi.
Bilinen her zamanki klasik sorular. Ben de ortamın havasını değiştirmek adına Aydın Hocaya “Hocam bir sorum var” diyerek şu soruyu sordum:
“Anlatılanlara ve de bildiğimize göre Azrail aleyhisselam ruhu teslim almaya geldiğinde, ruhu önce ayaklarından başlayarak çeke çeke göğsüne kadar getirir. Ardından da en son boğazından çekip alırmış ruhu. Doğru mudur?”
“Evet doğrudur.” dedi. “Peki” dedim “Ben geçenlerde şöyle bir şey okudum, bana garip geldi, bu doğru mudur, siz bu konuda ne düşünürsünüz?” dedim.
“Neymiş?” dedi. Dedim ki “Kendini asarak intihar edenlerin boğazına ip oturunca ruh boğazdan çıkamıyormuş. Boğazdaki delik kapandığı için ruh başka çıkacak bir yer arıyormuş, dolayısıyla da öyle bir durumda ölü mundar oluyormuş. Fakat İskilipli Atıf Efendi ve Libya Çöl Aslanı Ömer Muhtar gibi İslam alimlerinin idam edilmeleri durumunda böyle Allah dostlarının bu duruma düşmemesi için onların ruhlarının idam esnasında, ipin boğaza oturmasından hemen önce alındığına dair bir iddia veya rivayet olduğunu söyleyenler var. Bu bahis doğru mudur, ne derece doğrudur? Eğer doğru ise bu evliyaullahın, âlimlerin hülasa iman sahibi Müslümanların dışında kalan diğer insanların o vakit nereden ruhu çıkacak?” deyince önce bir sessizlik, ardından bir kahkaha ve rahmetli Aydın Hocanın o meşhur gülümsemesinin ardından verdiği cevap şu oldu: “Hiç tecrübe etmedim doğrusu, bunu bir tecrübe etmek lazım.”
Mekanı Cennet, makamı âlî olsun…
Necati Durak ÜNLÜ



























































































































