Dört Evlat Onurlu Hayat: Kozanoğlu | Kitap İncelemesi

Ekim ayı içerisinde yapılan SDK aylık toplantısına hem arkadaşları çok özlemem hem de bu yıl içerisinde ahirete intikal eden Aydın Hocam ve Hayrullah amcanın başsağlığı için Abdullah abiyi ve Aydın abiyi görüp baş sağlığı verme amacıyla katılım sağladım. Bu vesile ile tekraren her iki değerimize de başsağlığı dilerim. Allah makamlarını cennet eylesin.

Dört Evlat Onurlu Hayat: Kozanoğlu” (Dr. Zülali Kozan) , kitabını değerlendirme teklifi ise bu toplantıda çok kıymetli abim Adnan’dan geldi. Uzun süredir SDK’ da aylık yazı yazamıyor olmam nedeniyle teklifi hemen kabul ettim. Akabinde Akif bey kitabı tedarik edip Şaban bey vesilesi ile de kitap tarafıma İstanbul’dan Kuzey Makedonya’ya ulaştırıldı. Bu hafta sonu da kitabı okuma fırsatım oldu.

Kozanoğlu kitabı bireysel bir başarı hikayesinin ötesine geçerek toplumsal dayanışmayı, dürüstlüğü ve aile bağlarını merkeze alan ilham verici bir eserdir. Eser, 1962 yılında Yozgat’ın Sorgun ilçesinde başlayan ve altmış yıla yayılan onurlu bir hayat hikayesini konu almaktadır. Kitap yalnızca kronolojik bir özgeçmiş sunmanın ötesine geçerek, Anadolu’nun sosyo-ekonomik dönüşümünü bir insan hikayesi üzerinden ayna gibi yansıtıyor. Yerel bir hikayenin (Yozgat-Sorgun’dan Kayseri’ye) nasıl evrensel bir ahlak dersine ve hayat rehberine dönüştüğünü eserde görebiliyoruz.

Aslında büyük motivasyonlar ile okuma ekseninde şekillenen, sonrasında maddi imkansızlıklarla  yoğrulan, evlilik ile vücut bulan, ilk eşin vefatı ile yıkılmayıp yeniden hayata tutunan, gurbetçi bir babanın yoklukla ve zorluklarla imtihanına rağmen ahlaki erdemlerle sürdürülen bir hayat hikayesi ile karşılaşıyoruz eserde. Tabi zorluklar sadece maddi değil bir dönem Sorgunun Yerlileri kavramı ile de  köyden gelip kentli yaşama adaptasyonda verdiği mücadeleyi de dile getiriyor yazar.

Kozanoğlunun Belediye’ye başlangıcı ve Sorgun‘a ilişkin aşağıdaki tasviri kıymetli buluyorum. Aslında o günden bu güne Sorgun sanati, ticaret ve tarım alanında hep kıymetli ilçelerden birisi konumundadır.

Kozanoğlu ilkokula başladığından işe başlangıcına kadar öğrenciliği, kayıpsız askerliği, evlilik, iş bulması sonrası ancak 23 yaşına geldiğinde kendine göre bir yuva kurabilmişti. Mutlu olacak insanla evliliğini yapmış, bitirdiği bölümle ilgili işe girmişti mesleğini yaparken zorlanmayacağını geçmişte almış olduğu eğitim öğretimle ilgiliydi. Sorgun Yozgat’ın en büyük ve şirin ilçelerinden birisidir. Gelişmesi ve yatırım yapılması için coğrafi yerleşim olarak oldukça müsaitti. Fen işleri de bir şehrin güzelleşmesi, mimari ve fiziki olarak yapılanmaya müsati. Sorgun ilçesi muhafazakar toplumun daha çok ikamet ettiği ilçelerden biriydi. Yerleşim alanları ovalık fazla engelleri olmamakla birlikte ortasından akarsuların da geçtiği nokta; doğusunda kömür ocakları ve sulama göletleri, Güney doğusunda bağları Bostanları hamamları‘nın bulunduğu ortasından Ankara yolunun geçtiği tarımda da hayvancılıkta da Orta Anadolu’nun odak noktasıydı. Batısında tuğla fabrikaları ve sanayisi, tavuk çiftliklerinin bulunduğu orta derecede işletmenin yapılandığı bir coğrafi yerleşim alanını kapsamındaydı.

Yazar, çocukluk yıllarından serbest girişimciliğe uzanan süreçte maddi ve manevi bedeller ödeyerek, erdemli kalmayı ve azimle yürümeyi başarmıştır.  Kitabın en önemli mesajlarından biri, Türk-İslam medeniyetinin değerlerine sadık kalarak bireysel çıkarlar yerine toplumcu bir zihniyeti (“biz” duygusunu) benimsemektir. İnsani ve iktisadi paylaşım, ahde vefa ve yüce gönüllülük eserin ana fikrini oluşturur. Modern dünyanın bireyselliği körüklediği günümüzde yazar, Türk-İslam medeniyetinin öz değerlerine ve milliyetçiliğe vurgu yapıyor. İktisadi ve insani paylaşımı bir hayat felsefesi haline getirerek, kolektif başarının ve toplumsal dayanışmanın bireysel zenginlikten daha huzurlu bir yaşam sunduğunu savunuyor.

Sorgun Belediyesi’nde verdiği fen işleri müdürlüğünün ardından serbest girişimciliğe (Koş-Al Pazarlama ve Kozanoğlu Emlak) adım atan Kozanoğlu; ticari hayatta karşılaştığı tüm maddi ve manevi zorluklara rağmen erdemli kalabilmenin, azimle yürümenin pratik yollarını kendi deneyimleriyle anlatıyor. Yazarın “ahlaki ekonomi” anlayışı bu eserde inanış ve davranış ekseninde ete kemiğe bürünüyor. Ticaretin sadece kâr amacı gütmediğini, aynı zamanda bir topluma değer katma sanatı olduğunu kendi iş hayatı üzerinden örneklendiriyor. Eserde beni cezbeden diğer hususlardan bir tanesi de tabiki hikayenin kahramanının memleketimiz Sorgun’dan olması, hikayenin yaşandığı yerin Sorgun olması, Sorgun Belediyesi, Şahin İşcan (belediyeye girerken referansı), Ahmet Uslu (belediye Başkanı) Koş-Al Pazarlama, Köhne vb. birçok tanıdık kişi ve kavramın eserin içerisinde barınıyorolması.Kozanoğlu her ne kadar dürüst ve ilkeli bir yaşama tutunmuş olsa da ara ara bu dürstlüğün ve iyi niyetin suistimal edildiğine de dikkat çekiyor. Özellikle yardımcı olmak amaçlı borç verdiği kişilerin borcunu zamanında ödememesi, işini çözdiğinde dua eden kişilerin borcun ifasını istediğinde Kozanoğlu’nu idare etmemekle ve sıkıştırmakla suçlamaları bu susitimalin hala günümüzdeki verirken iyi alırken kötü hissiyatını bende de uyandırmıştır.

Başlıkta da vurgulanan “onurlu hayat” ise çocuklara bırakılabilecek en büyük mirastır. Eser, zorluklar karşısında itidalli (ölçülü) davranmanın ve karakterden ödün vermeden yaşamanın her şeyden kıymetli olduğunu güçlü vir şekilde içermektedir. Kitabın adında geçen “Dört Evlat”, yazarın çocuklarına bırakmak istediği asıl mirasın para, mal veya mülk değil; lekelenmemiş bir isim, onurlu bir duruş ve ahde vefa olduğunu sembolize etmektedir. Zor zamanlarda dürüstlükten taviz vermeden ayakta kalabilmenin rehberliğini sunan eser gerçeklerden taviz vermeden içtenlikle kaleme alınmıştır.

Eser için müellife teşekkürlerimi sunarken yaşam hikayesinin de insanlara ilham olmasını temenni ederim.

Fatih Şahbaz

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

Author: yasin66
İsim: YASİN AĞAN

Bir yanıt yazın