Ömrümüz, hayatımız, günümüz, yaşadığımız bir olay veya kriz hep bir döngü içinde değil midir? Bir evreden diğer bir evreye geçmez mi? Taze bir başlangıçla giriş yapar. Gelişme evresine geçer. Ardından kriz/ürün değişimi izler. Durulur ve yine, yeniden başlar bu döngü.
Joseph Campell’in ‘Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’ adlı kitabı, insanlık tarihi boyunca tüm mitler, masallar, kahramanlık hikâyeleri gibi birçok ürünün aşamalarının ne kadar benzer olduğu üzerinedir. Kahraman doğar, büyür, ciddi bir olay karşısında düşer sonra tekrardan yeni kararlar alır, sorgular ve mücadeleyi kazanarak noktalar. Sonra yeni bir alanda yeniden doğuşa geçer.
İnsanlar kadar mevsimler de benzer aşamaları izler. Belki buradaki kahraman farklı olabilir. Mevsimlerin devridaim hikâyesinde toprak en belirleyici kahraman olarak görülmektedir.
Baharla birlikte toprak bereketini sergiler. Çeşit çeşit ürünler olarak insanlığın hizmetine sunar bağrından çıkanları. Yaz aylarında tüm mahsulünü ortaya koyan toprak yavaş yavaş iç dünyasına çekilir. Kendini besler bir taraftan. Yapraklarla, insan ve hayvan atıklarıyla, çeşitli kurumuş otlarla kendini güçlendirir. Daha iyi bir sindirme için üzerinden kışın geçmesini bekler. Tüm alanlarına nüfuz etmesi için sabırla bekler yağışı ve soğuğu. Ve sonra baharla birlikte yeni bir bereket seli olarak kendini insanlığın istifadesine sunar.
***
Bahar, tüm toplumlarda bereketi, doğanın yeniden uyanışını, yeni yılın başlangıcını ve bolluğu temsil eder. Bu başlangıç, hem doğuda hem de batıda tören ve ritüellerle kutlana gelmiş bir durumdur.
Batı kültüründe bahara giriş, Hristiyanlık öncesi pagan gelenekleri ve Hristiyan bayramları ile iç içe geçmiştir. Bahar ekinoksu (yaklaşık 21 Mart), gece ile gündüzün eşitlendiği bir zaman dilimi olarak “denge”, “dönüşüm” ve “yeniden doğuş” temalarını öne çıkarır
Batıda yaygın olarak yapılan kutlama ve ritüeller:
Ostara: Kuzey Avrupa geleneklerinde bahar ekinoksu (gece ile gündüzün eşitlendiği gün) tanrıçası Ostara ile ilişkilendirilen bir bayramdır. Doğurganlık, yenilenme ve yeni başlangıçları simgeler. Tavşanlar ve yumurtalar bu kutlamaların sembolleridir.
Paskalya: Hristiyanlık’ta İsa’nın dirilişinin kutlandığı en önemli bayramlardan biridir. Bahar ekinoksundan sonraki ilk dolunayın ardından gelen ilk Pazar günü kutlanır. Paskalya yumurtaları (boyanmış yumurtalar), Paskalya tavşanları ve taze çiçekler gibi semboller baharın yenilenmesiyle örtüşür.
Bahar Temizliği: Pek çok kültürde baharın gelmesiyle evlerin detaylı bir şekilde temizlenmesi hem fiziksel hem de ruhsal bir arınmayı ifade eder. Bu, kışın durgunluğunu ve eskiyi geride bırakıp yeniye yer açma arzusunu yansıtır.
Fidan Dikimi ve Bahçe Bakımı: Doğanın yeniden canlanmasını kutlamak ve baharın güzelliğini teşvik etmek için bahçelerde çalışmalar yapılır, fidanlar dikilir.
Yaygın olan törenler: Nowruz, Holi (Hindistan), Easter (Paskalya), Hanami (Japonya), Beltane (Kelt Geleneği)
Doğu coğrafyasında ise, özellikle Türk dünyası, Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar’da 21 Mart’ta kutlanan Nevruz Bayramı “yeni gün”, “baharın müjdecisi” ve “doğa bayramı” olarak bilinir. Bu törenler, bölgesel farklılıklar gösterse de nesilden nesile aktarılır.
Doğu toplumlarında yaygın olarak yapılan kutlama ve ritüeller:
Ev Temizliği ve Yeni Giysiler: Yeni yıla günahlardan arınmış olarak girmek amacıyla evler temizlenir, yeni ve temiz kıyafetler giyilir.
Ateş Yakma ve Üzerinden Atlama: Temizlenmenin, arınmanın ve dileklerin gerçekleşmesinin sembolüdür. Ateş üzerinden atlamanın kötü enerjileri uzaklaştırdığına ve sağlık, mutluluk, bereket getirdiğine inanılır.
Fidan Dikimi ve Suya Selam: Doğanın canlanmasını kutlamak ve bereketi simgelemek için fidan dikilir, suya selam verilir, soğuk suyla yüz yıkanır veya üzerine su serpilir.
Nevruz Sofrası: Bugüne özel, yedi çeşit yemeğin bulunduğu sofralar kurulur. Yemekler paylaşılır ve suyun, yağmurun bol, üretimin bereketli olması için dua edilir.
Yumurta Boyama ve Tokuşturma: Yumurtaların rengârenk boyanması baharın renklerini, yumurta tokuşturma ise yeniden doğuşu ve bereketi vurgular.
Mezarlık Ziyaretleri: Ataların unutulmadığını ve onlara saygı duyulduğunu göstermek amacıyla mezarlıklar ziyaret edilir.
Yardımlaşma ve Barışma: Fakirlere, engellilere, yetimlere ve öksüzlere yardım edilir, küskünler barıştırılır. Bu, birlik ve dayanışmayı pekiştirir.
Demir Dövme: Özellikle Türk topluluklarında Ergenekon Destanı’na dayanarak demir dövme geleneği yaşatılır. Bu, yeniden doğuşu, güçlenmeyi ve birlik olmayı ifade eder.
Benzer şekilde Anadolu’da da birçok tören yapılır. Yaygın olarak yapılanlar:
Kapı eşiklerine dileklerin bırakıldığı, ateşlerin yakılıp üzerinden atlanıldığı, gençlerce doğaya yürüyüşlerin yapıldığı Nevruz,
Hızır ve İlyas peygamberin buluştuğuna inanılan, gül ağacına dilek bağlama, toprağa dilek gömme, ateşten atlama gibi uygulamaların yapıldığı ve bereket kapısının açıldığına inanılan Hıdırellez,
Çoban kültüründen gelen, gençlerin köyde kapı kapı dolaştığı, manilerin söylendiği, hayvanların bereketi için dualarını edildiği Saya Gezmesi,
Suyla yüz yıkama, ilk yeşilliğe çıkma, mart ayının 9. gününün doğanın gerçek uyanışı olarak görüldüğü Mart Dokuzu,
Hayvancılıkla ilgili bahar başlangıcı olarak görülen, sürüler için duaların edildiği, bereket için kurban veya adakların adandığı Koç Katımı,
Baharın habercisi olarak büyük bir coşkuyla yaşatılan, genellikle çocukların kırlardan topladıkları çiğdemleri bir çubuğa takarak ev ev gezdikleri, maniler söyleyip karşılığında yağ, bulgur gibi yiyecekler topladıkları Çiğdem Gezdirme.
Çiğdem Gezdirme ritüelinden ayrıca söz etmek istiyorum. Çocukluğumda, karların kalkmaya başlamasıyla çiğdemler yeryüzüne çıkmaya başlardı. Yaşıtlarımızla topladığımız çiğdemleri bir araya getirerek boynumuza asardık. Sonra kapı kapı dolaşıp bahşiş toplardık. Çoğunlukla şeker ve çörekle dolan çantalarımızı, büyük bir ganimeti toplamış edasıyla birbirimize gösterirdik. Sonra koşarak evlerimize giderdik. O zamanlar ne anlama geldiğini bilemediğim bu törenlerin kıymetli bir mevsime hoş geldiniz demek olduğunu öğrendik.
***
Bahar etkinliklerinde ortak semboller göze çarpmaktadır. Tüm kültürlerde bu semboller ortak özelliklere sahiptir.
Ateş- arınma ve eskiyi yakma,
Su- temizlenme ve yenilenme,
Toprak- doğurganlık ve bereket,
Yumurta- potansiyel yaşam,
Çiçek- geçicilik ve güzellik.
Tüm bu kavramlara yüklenen anlam/değerlerdeki ölçü önemlidir. Eğer bunlar tefekkür (düşünme), dua ve şükür, toplumsal birlik, temizlik ve yenilenme olarak değerlendirilirse sağlıklı bir sürecin mimarı olabilmektedirler.
İlahiyatçıların daha net olarak görüş bildirecekleri bir alan olan kaderi değiştirme inancı, nesnelere güç atfetme (ağaç, ateş, suya mistik güç atfetme), ateşten atlamak günahı temizler diye bir anlam yüklemek itikadi bir soruna zemin hazırlayabilir.
Daha naif, sade olarak; kötülüklerden ve eski yüklerden kurtularak yeni başlangıçlara hazırlanma, yeni yılın verimli geçmesi dileği ve duası, toplumsal bağların güçlenmesi, kardeşlik ve dostluk, doğanın uyanışıyla birlikte insan hayatında da yeni bir sayfa açılmasını temenni etmek, ruh sağlığı açısından farkındalığı yüksek bir bakış açısı olacaktır.
SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ
Recep Dağdemir



























































































































